Osman Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Motor kaputunu kaldırdığında karşına çıkan o sessiz metal yığını sana hep yalan söyler; asıl kalp, gözünün önündeki o karmaşık kabloların altında değil, yakıtı zerre zerre yakan o minicik uçlardadır.
Yılların direksiyon sallayanı olarak söyleyebilirim ki, araba dediğin makine sahibinin huyunu suyunu suyundan alır, bakımsız bırakılan her parça gün gelir otoyolun ortasında yolda bırakır insanı.
Benzin ya da mazot pompalanırken o kibrit ucu kadar deliklerden süzülen yakıt, zamanla tortu bağlar... Kim bilir kaç defa kalitesiz yakıt aldın da motor o yüzden homurdandı?
Öyle ustaların söylediği gibi binlerce lira dökmeden de bu işi çözmek mümkün bazen, yeter ki depoya atılan o temizleyici katkı maddesinin arkasındaki mantığı kavra.
Düzenli olarak uzun yola çıkıp motoru biraz bağırtmak, şehir içi trafiğinde kurum bağlayan o hassas uçları temizlemenin en ucuz ve en doğal yoludur aslında.
Kimi zaman sadece bir şişe katkı bütün gidişatı değiştirir, motor sanki yeni alınmış gibi saat gibi çalışmaya başlar... Hissetmez misin o değişimi?
Enjektörlerin tıkalı olduğunda araba sabahları ilk marşta sanki öksürür gibi çalışır, gaz pedalına bastığında o eski canavar uykudan uyanmak bilmez.
Ultrasonik temizleme cihazları işin en kesin çözümüdür ama her defasında söküp takmak masraf, o yüzden önleyici tedbirleri elden bırakmamak gerek.
Yakıt filtresini zamanında değiştirmemek, enjektörlerin katili demektir... Bunu kaç usta açık açık söyler sana?
Direksiyona geçtiğinde motorun o pürüzsüz hırıltısını yeniden duymak, insanın tüm yorgunluğunu alır götürür, yeter ki makinene biraz hak ettiği değeri ver.
Yılların direksiyon sallayanı olarak söyleyebilirim ki, araba dediğin makine sahibinin huyunu suyunu suyundan alır, bakımsız bırakılan her parça gün gelir otoyolun ortasında yolda bırakır insanı.
Benzin ya da mazot pompalanırken o kibrit ucu kadar deliklerden süzülen yakıt, zamanla tortu bağlar... Kim bilir kaç defa kalitesiz yakıt aldın da motor o yüzden homurdandı?
Öyle ustaların söylediği gibi binlerce lira dökmeden de bu işi çözmek mümkün bazen, yeter ki depoya atılan o temizleyici katkı maddesinin arkasındaki mantığı kavra.
Düzenli olarak uzun yola çıkıp motoru biraz bağırtmak, şehir içi trafiğinde kurum bağlayan o hassas uçları temizlemenin en ucuz ve en doğal yoludur aslında.
Kimi zaman sadece bir şişe katkı bütün gidişatı değiştirir, motor sanki yeni alınmış gibi saat gibi çalışmaya başlar... Hissetmez misin o değişimi?
Enjektörlerin tıkalı olduğunda araba sabahları ilk marşta sanki öksürür gibi çalışır, gaz pedalına bastığında o eski canavar uykudan uyanmak bilmez.
Ultrasonik temizleme cihazları işin en kesin çözümüdür ama her defasında söküp takmak masraf, o yüzden önleyici tedbirleri elden bırakmamak gerek.
Yakıt filtresini zamanında değiştirmemek, enjektörlerin katili demektir... Bunu kaç usta açık açık söyler sana?
Direksiyona geçtiğinde motorun o pürüzsüz hırıltısını yeniden duymak, insanın tüm yorgunluğunu alır götürür, yeter ki makinene biraz hak ettiği değeri ver.