Kerem Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Egzoz borusundan aniden yükselen o kapkara bulut, motorun can çekiştiğinin en net ilanıdır aslında. Sürücülerin kabusu, çevrenin düşmanı o meşhur siyah duman... Çoğu zaman faturayı direkt enjektörlere ya da turboya keseriz ama asıl suçlu genellikle sessiz sedasız görevini yapmaya çalışan küçücük bir parçadır: EGR valfi. Egzoz gazı geri dönüşüm sisteminin kalbi olan bu mekanizma kurumla dolup sıkıştığında, motorun hava-yakıt dengesi altüst olur. Sonuç? Tam gaz bastığınızda dikiz aynasını kaplayan o karanlık manzara.
Sorunu çözmek istiyorsanız önce motorun nefes alma mantığını kavramanız şart. Dizel bir motor, silindirlerin içine aldığından çok daha fazla havaya ihtiyaç duyar. İşte tam bu noktada devreye giren EGR, egzoz gazının bir kısmını yanma odasına geri göndererek hem sıcaklığı düşürür hem de zehirli azot oksit gazlarını dizginler. Ancak valf açık konumda takılı kaldığında, motor adeta kendi dışkısıyla beslenmeye başlar. Sürekli kirli hava, sıfır temiz oksijen... Haliyle yakıt tam yanamaz ve çiğ gaz, egzozdan simsiyah bir kurum olarak dışarı fırlar.
Peki, bu durum sadece görsel bir kirlilikten mi ibaret, yoksa motorun ömründen mi çalıyoruz? Siyah duman atma aşamasına gelmiş bir araçta gizli bir güç kaybı baş gösterir, çekiş hissedilir derecede düşer. Gaza bastığınızda o eski atikliği bulamazsınız, motor hırıldamaya başlar. Valfin içindeki o küçük klape, karbon atıkları yüzünden hareket edemez hale gelmiştir çünkü. Tıkanan bir boğaz gibi... Eğer aracınız son zamanlarda hem çok yakıyor hem de arkasından yas tutar gibi duman çıkarıyorsa, ilk durak enjektörcü değil, EGR temizliği olmalıdır.
Ustalara kalsa hemen "değişecek" derler, cebinizdeki paraya göz dikerler. Oysa çoğu zaman iyi bir kurum temizliği ve karbon çözücü spreylerle bu dertten kurtulmak gayet mümkün. Siyah dumanı görmezden gelmek, ileride dizel partikül filtresinin (DPF) de tamamen dolmasına ve dolayısıyla binlerce liralık devasa masraflara davetiye çıkarır. Erken teşhis hayat kurtarır derler ya, otomobilde de durum tam olarak bu. Aynaya her baktığınızda o karaltıyı görüyorsanız, hafta sonunu sanayide geçirme vaktiniz gelmiş demektir.
Sorunu çözmek istiyorsanız önce motorun nefes alma mantığını kavramanız şart. Dizel bir motor, silindirlerin içine aldığından çok daha fazla havaya ihtiyaç duyar. İşte tam bu noktada devreye giren EGR, egzoz gazının bir kısmını yanma odasına geri göndererek hem sıcaklığı düşürür hem de zehirli azot oksit gazlarını dizginler. Ancak valf açık konumda takılı kaldığında, motor adeta kendi dışkısıyla beslenmeye başlar. Sürekli kirli hava, sıfır temiz oksijen... Haliyle yakıt tam yanamaz ve çiğ gaz, egzozdan simsiyah bir kurum olarak dışarı fırlar.
Peki, bu durum sadece görsel bir kirlilikten mi ibaret, yoksa motorun ömründen mi çalıyoruz? Siyah duman atma aşamasına gelmiş bir araçta gizli bir güç kaybı baş gösterir, çekiş hissedilir derecede düşer. Gaza bastığınızda o eski atikliği bulamazsınız, motor hırıldamaya başlar. Valfin içindeki o küçük klape, karbon atıkları yüzünden hareket edemez hale gelmiştir çünkü. Tıkanan bir boğaz gibi... Eğer aracınız son zamanlarda hem çok yakıyor hem de arkasından yas tutar gibi duman çıkarıyorsa, ilk durak enjektörcü değil, EGR temizliği olmalıdır.
Ustalara kalsa hemen "değişecek" derler, cebinizdeki paraya göz dikerler. Oysa çoğu zaman iyi bir kurum temizliği ve karbon çözücü spreylerle bu dertten kurtulmak gayet mümkün. Siyah dumanı görmezden gelmek, ileride dizel partikül filtresinin (DPF) de tamamen dolmasına ve dolayısıyla binlerce liralık devasa masraflara davetiye çıkarır. Erken teşhis hayat kurtarır derler ya, otomobilde de durum tam olarak bu. Aynaya her baktığınızda o karaltıyı görüyorsanız, hafta sonunu sanayide geçirme vaktiniz gelmiş demektir.