Murat Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Sabah uyanırsın, hani o aynanın karşısına geçtiğinde kendi nefesinden bile irkilirsin ya, işte o durum çoğunlukla ağız içinde gece boyunca biriken anaerobik bakterilerin ürettiği kükürt bileşiklerinden kaynaklanır. Tükürük akışı uyurken dibe vuruyor abi, ağız kuruyunca da o mikroplar için adeta bir bayram havası doğuyor, başlıyorlar proteinleri parçalamaya... Yani aslında sorun sadece dişlerini fırçalamamış olman değil, doğrudan ağız ekosisteminin biyolojik dengesinin bozulmasıyla alakalı. Diş aralarında kalan o minik yemek artıkları var ya, sen onları temizlemediğinde bakteriler orada tam anlamıyla bir çürüme süreci başlatıyor ve ortaya o rahatsız edici hidrojen sülfür gazı çıkıyor. Dolayısıyla akşam yatmadan önce diş ipi kullanmak, sırf estetik bir alışkanlık değil, tamamen bu kimyasal reaksiyonun önüne geçmek için hayati bir adım.
Dilinin üzerindeki o beyazımsı tabakayı hiç fark ettin mi, vallahi o tabaka var ya ağız kokusunun en büyük gizli sorumlusudur çoğu zaman. Dil sırtı, yapısı gereği pütürlü ve girintili çıkıntılı bir dokuya sahip olduğu için bakterilerin sığınması, dökülen hücrelerle birleşip yerleşmesi için inanılmaz elverişli bir zemin sunar. Özel bir dil kazıyıcısı ya da en basitinden fırçanla o bölgeyi arkadan öne doğru nazikçe temizlemediğin sürece, dünyadaki en pahalı macunları da kullansan o kokudan tam anlamıyla kurtulman imkansız... Bazen sadece dişleri fırçalayıp geçiyoruz ama asıl maden, asıl koku kaynağı işte tam orada, dilin arka tarafında saklanıyor.
Ağzın sürekli kuru mu kalıyor, gün içinde yeterince su içmeyi ihmal mi ediyorsun? Tükürük dediğimiz şey sadece yiyecekleri yumuşatmaya yaramıyor, aynı zamanda ağız içini sürekli yıkayan, asitleri nötralize eden ve bakterilerin çoğalmasını engelleyen doğal bir temizlik mekanizması. Yetersiz su tükettiğinde veya sürekli ağızdan nefes alıp verdiğinde o koruyucu kalkan bir anda yok oluyor, ağız ortamı çölleşiyor. Hani bazen çok konuşursun da boğazın kurur, sonra bir bakarsın nefesin değişmiş... İşte tam olarak bu yüzden yanından su şişesini eksik etmemen, ağzını sürekli nemli tutman gerekiyor.
Dişlerinde görünürde hiçbir problem olmayabilir ama o eski dolguların altı veya fark etmediğin bir diş eti iltihabı nefesini bir anda kabusa çevirebilir. Diş eti hastalıklarında, bakteriler diş ile diş eti arasında derin cepler oluşturur ve sen fırçayla oralara asla ulaşamazsın. O derin ceplerde hapsolan dokular ve bakteriler zamanla öyle bir koku yayar ki, ne yapsan bastıramazsın. Senede en az bir kez diş hekimine görünüp o gizli odakları temizletmek, tıkalı bir gideri açmak gibi bir rahatlama sağlar aslında...
Bütün bu ağız içi bakımlarını eksiksiz yaptın ama koku hala bir türlü geçmiyor mu? O zaman gözü biraz daha derinlere, mide ve sindirim sistemine çevirmek lazım olabilir. Mide kapakçığındaki gevşeklikler, reflü ya da mide florasındaki dengesizlikler gıdaların yukarıya doğru gaz salınımı yapmasına yol açabilir. Bazen de kronik sinüzit yüzünden genizden akan o iltihaplı sıvı, boğazda birikerek hiç istemediğin kokulara sebep olur... Yani vücut sana içeride bir şeylerin yolunda gitmediğinin haberini veriyordur belki de, kulak vermek lazım.
Dilinin üzerindeki o beyazımsı tabakayı hiç fark ettin mi, vallahi o tabaka var ya ağız kokusunun en büyük gizli sorumlusudur çoğu zaman. Dil sırtı, yapısı gereği pütürlü ve girintili çıkıntılı bir dokuya sahip olduğu için bakterilerin sığınması, dökülen hücrelerle birleşip yerleşmesi için inanılmaz elverişli bir zemin sunar. Özel bir dil kazıyıcısı ya da en basitinden fırçanla o bölgeyi arkadan öne doğru nazikçe temizlemediğin sürece, dünyadaki en pahalı macunları da kullansan o kokudan tam anlamıyla kurtulman imkansız... Bazen sadece dişleri fırçalayıp geçiyoruz ama asıl maden, asıl koku kaynağı işte tam orada, dilin arka tarafında saklanıyor.
Ağzın sürekli kuru mu kalıyor, gün içinde yeterince su içmeyi ihmal mi ediyorsun? Tükürük dediğimiz şey sadece yiyecekleri yumuşatmaya yaramıyor, aynı zamanda ağız içini sürekli yıkayan, asitleri nötralize eden ve bakterilerin çoğalmasını engelleyen doğal bir temizlik mekanizması. Yetersiz su tükettiğinde veya sürekli ağızdan nefes alıp verdiğinde o koruyucu kalkan bir anda yok oluyor, ağız ortamı çölleşiyor. Hani bazen çok konuşursun da boğazın kurur, sonra bir bakarsın nefesin değişmiş... İşte tam olarak bu yüzden yanından su şişesini eksik etmemen, ağzını sürekli nemli tutman gerekiyor.
Dişlerinde görünürde hiçbir problem olmayabilir ama o eski dolguların altı veya fark etmediğin bir diş eti iltihabı nefesini bir anda kabusa çevirebilir. Diş eti hastalıklarında, bakteriler diş ile diş eti arasında derin cepler oluşturur ve sen fırçayla oralara asla ulaşamazsın. O derin ceplerde hapsolan dokular ve bakteriler zamanla öyle bir koku yayar ki, ne yapsan bastıramazsın. Senede en az bir kez diş hekimine görünüp o gizli odakları temizletmek, tıkalı bir gideri açmak gibi bir rahatlama sağlar aslında...
Bütün bu ağız içi bakımlarını eksiksiz yaptın ama koku hala bir türlü geçmiyor mu? O zaman gözü biraz daha derinlere, mide ve sindirim sistemine çevirmek lazım olabilir. Mide kapakçığındaki gevşeklikler, reflü ya da mide florasındaki dengesizlikler gıdaların yukarıya doğru gaz salınımı yapmasına yol açabilir. Bazen de kronik sinüzit yüzünden genizden akan o iltihaplı sıvı, boğazda birikerek hiç istemediğin kokulara sebep olur... Yani vücut sana içeride bir şeylerin yolunda gitmediğinin haberini veriyordur belki de, kulak vermek lazım.