Mustafa Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Eski bir gazeteci olarak yıllarca sanayi sitelerinde, direksiyon başlarında az haber kovalamadım; DSG’nin o meşhur gaz verince vuruntu yapma huyunu da gayet iyi bilirim. Pedala basarsın, araba bir an duraksar, sonra alttan sert bir "pat" sesi veya sarsıntı gelir... İnsanın içi cız eder tabii. Aslında o an şanzımanın içinde iki farklı kavrama birbiriyle kavga ediyordur. Birinci vites ayrılmak istemez, ikinci vites acele eder, mekatronik birim de ne yapacağını şaşırır.
Kuru kavrama DSG’lerde bu olayın en büyük sorumlusu genelde kavrama disklerinin aşınmasıdır. Şehir içi trafiğinde, özellikle Dur-Kalk yaparken balatalar öyle bir ısınır ki... Neyse, ısınan malzeme genleşir, sürtünme katsayısı değişir ve o pürüzsüz geçiş yerini sert bir kütlemeye bırakır. Mekatronik basıncı doğru ayarlayamadığı için vitesi bodoslama geçirir. Yani arabanız aslında size "Beni bu trafikte çok yordun" demek istiyordur.
Mekatronik denilen o beyin ünitesi yok mu, bütün işi bozan ya da kurtaran o işte. İçindeki selonoid valfler zamanla yağ basıncını kaçırmaya başladığında, siz gaza bastığınız an sistem olması gereken basıncı yetiştiremez. Basınç geç gelince de kavramayı aniden kapatır. Sonuç? Sanki arkadan başka bir araba çarpmış gibi bir vuruntu... Sürekli aynı şey tekrarlanıyorsa, mekatronik revizyonu kapıda demektir.
Peki, sadece şanzıman mı suçlu bu işte? Hiç sanmıyorum. Motor aksamındaki eskimış bir motor takozu veya şanzıman takozu da tam gaz verdiğiniz an o sarsıntıyı katbekat büyütür. Şanzıman aslında yumuşak geçiyordur belki ama o boşluk yüzünden motor yerinden oynar ve kabine devasa bir vuruntu olarak yansır. Önce bir takozlara baktırmak lazım, boşuna şanzıman indirtmeyin.
Bazen sorun tamamen yazılımsal bir karmaşadan ibarettir. DSG adaptasyonu deriz biz buna; şanzıman sizin sürüş tarzınızı öğrenir, kavrama noktalarını hafızaya alır. Sıkışık trafikte şanzımanın kafası öyle bir karışır ki nereden kavraması gerektiğini unutur... Böyle durumlarda servise gidip bir adaptasyon sıfırlaması yaptırmak, şanzımana adeta temiz bir sayfa açar, vuruntuyu bir anda kesebilir.
Gaza basış şekliniz bile bu vuruntunun şiddetini doğrudan belirler. Kırmızı ışıkta durdunuz, yeşil yandı ve pat diye gaza yüklendiniz; DSG daha hangi viteste kalacağını bilemeden kavramayı kapatmaya çalışır. Biraz narin davranmak şart. Ayağınızı frenden çekin, araba kendi kendine milim ilerlesin, kavramayı tam kavrasın, sonra gaza basın... Göreceksiniz o sert vuruntu nasıl da yumuşayacak.
Vites düşürürken ya da tam 2'den 1'e geçerken gelen o vuruntu yok mu, adamı çileden çıkarır. Gaza tam basacakken trafiğin yavaşlaması ve sizin aniden frene basıp sonra tekrar gaza yüklenmeniz DSG'nin en sevmediği senaryodur. Şanzıman yukarı vitese hazırlanırken siz aşağı vites istiyorsunuzdur. Kararsızlık, gecikme ve ardından gelen o meşhur sarsıntı...
Sanayiye yolunuz düşerse usta hemen "Kavrama değişecek abim" diyebilir, acele etmeyin. Yağ kalitesi ve seviyesi bile bu vuruntuda devasa rol oynar. Isınan şanzıman yağı özelliğini yitirince hidrolik basınç dengesizleşir. Hele ki ıslak kavrama DSG kullanıyorsanız, yağ değişim kilometresini bir gün bile aksatmamalısınız. Bazen sadece doğru bir yağ değişimi bile binlerce liralık masrafı çöpe atar.
Kuru kavrama DSG’lerde bu olayın en büyük sorumlusu genelde kavrama disklerinin aşınmasıdır. Şehir içi trafiğinde, özellikle Dur-Kalk yaparken balatalar öyle bir ısınır ki... Neyse, ısınan malzeme genleşir, sürtünme katsayısı değişir ve o pürüzsüz geçiş yerini sert bir kütlemeye bırakır. Mekatronik basıncı doğru ayarlayamadığı için vitesi bodoslama geçirir. Yani arabanız aslında size "Beni bu trafikte çok yordun" demek istiyordur.
Mekatronik denilen o beyin ünitesi yok mu, bütün işi bozan ya da kurtaran o işte. İçindeki selonoid valfler zamanla yağ basıncını kaçırmaya başladığında, siz gaza bastığınız an sistem olması gereken basıncı yetiştiremez. Basınç geç gelince de kavramayı aniden kapatır. Sonuç? Sanki arkadan başka bir araba çarpmış gibi bir vuruntu... Sürekli aynı şey tekrarlanıyorsa, mekatronik revizyonu kapıda demektir.
Peki, sadece şanzıman mı suçlu bu işte? Hiç sanmıyorum. Motor aksamındaki eskimış bir motor takozu veya şanzıman takozu da tam gaz verdiğiniz an o sarsıntıyı katbekat büyütür. Şanzıman aslında yumuşak geçiyordur belki ama o boşluk yüzünden motor yerinden oynar ve kabine devasa bir vuruntu olarak yansır. Önce bir takozlara baktırmak lazım, boşuna şanzıman indirtmeyin.
Bazen sorun tamamen yazılımsal bir karmaşadan ibarettir. DSG adaptasyonu deriz biz buna; şanzıman sizin sürüş tarzınızı öğrenir, kavrama noktalarını hafızaya alır. Sıkışık trafikte şanzımanın kafası öyle bir karışır ki nereden kavraması gerektiğini unutur... Böyle durumlarda servise gidip bir adaptasyon sıfırlaması yaptırmak, şanzımana adeta temiz bir sayfa açar, vuruntuyu bir anda kesebilir.
Gaza basış şekliniz bile bu vuruntunun şiddetini doğrudan belirler. Kırmızı ışıkta durdunuz, yeşil yandı ve pat diye gaza yüklendiniz; DSG daha hangi viteste kalacağını bilemeden kavramayı kapatmaya çalışır. Biraz narin davranmak şart. Ayağınızı frenden çekin, araba kendi kendine milim ilerlesin, kavramayı tam kavrasın, sonra gaza basın... Göreceksiniz o sert vuruntu nasıl da yumuşayacak.
Vites düşürürken ya da tam 2'den 1'e geçerken gelen o vuruntu yok mu, adamı çileden çıkarır. Gaza tam basacakken trafiğin yavaşlaması ve sizin aniden frene basıp sonra tekrar gaza yüklenmeniz DSG'nin en sevmediği senaryodur. Şanzıman yukarı vitese hazırlanırken siz aşağı vites istiyorsunuzdur. Kararsızlık, gecikme ve ardından gelen o meşhur sarsıntı...
Sanayiye yolunuz düşerse usta hemen "Kavrama değişecek abim" diyebilir, acele etmeyin. Yağ kalitesi ve seviyesi bile bu vuruntuda devasa rol oynar. Isınan şanzıman yağı özelliğini yitirince hidrolik basınç dengesizleşir. Hele ki ıslak kavrama DSG kullanıyorsanız, yağ değişim kilometresini bir gün bile aksatmamalısınız. Bazen sadece doğru bir yağ değişimi bile binlerce liralık masrafı çöpe atar.