Emre Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Koltukta otururken birden ekranda beliren o küçük ışık var ya, işte insanı en çok o huzursuz eder. B0081 arıza kodu tam olarak böyle bir şeydir; ne ses çıkarır ne de arabanın gidişini etkiler ama ta içten içe "bir şeyler yolunda değil" diye fısıldar durur. Yıllardır trafikte binlerce farklı ikaz lambası gördüm, bazıları gerçekten geçicidir ama bu kodun konuğu olduğu yer emniyet sistemleridir ve asla şakaya gelmez.
Aslında bu hata sinyali, aracın beyninin sensörlerle yaptığı fısıltılaşmanın aniden kesilmesi ya da pürüzlü çıkması demektir. Emniyet kemerinin o bağlandığı yerdeki minik gergiler, fişekler veya kablo bağlantıları zamanla nemden, tozdan ya da koltuğun sürekli ileri geri çekilmesinden ötürü yorulur. Yorgunluk dediysem mekanik değil tabii, elektriksel bir kopukluk ya da direnç uyumsuzluğu diyelim buna.
Sanayiye gitmeden önce insan kendi kendine düşünüyor tabii, acaba kabloya ayak mı takıldı yoksa soket mi yerinden oynadı... Çoğu zaman büyük masraflardan korkarız ama işin aslı kolları sıvayıp koltuğun altına bakınca anlaşılır ki binde bir ihtimal büyük bir beyin arızasıdır, genelde o kablo soketi gevşemiştir sadece. Temassızlık dediğin şey arabanın ruhunda var zaten, engebeli yollardan geçe geçe ne kablolar yerinden oynuyor bir bilseniz.
Peki o lamba yanmaya devam ederse ne olacak, muayeneden geçmez mi bu araba? Kesinlikle kalır, çünkü TÜVTÜRK dediğin yer emniyet kemeri ve hava yastığı ikaz ışıklarına adeta bir kartal gibi bakar. Zaten mesele sadece muayene de değil, o lamba yanarken sistemin herhangi bir kaza anında seni koruyamayacağını bilmek asıl can sıkıcı olan kısımdır.
Çözüm için öyle uzay üssü ekipmanlarına falan gerek yok aslında, iyi bir elektrikçi ya da OBD cihazı olan herhangi biri hatayı saniyesinde görür. Akünün kutbunu söküp beklemek belki eski Doğan'larda işe yarardı ama bugünkü akıllı makineler o uyarıyı hafızasından kolay kolay silmez, mutlaka dijital müdahale şarttır.
Soketleri özel kontak spreyiyle temizleyip iyice sabitledikten sonra o uyarı ışığının bir daha yanmadığını görmek var ya, işte o an dünyalar insanın olur. Bazen küçük bir temas hatası insanı günlerce düşündürür ama işin aslını öğrenince içindeki o rahatlama hissi her şeye değer...
Aslında bu hata sinyali, aracın beyninin sensörlerle yaptığı fısıltılaşmanın aniden kesilmesi ya da pürüzlü çıkması demektir. Emniyet kemerinin o bağlandığı yerdeki minik gergiler, fişekler veya kablo bağlantıları zamanla nemden, tozdan ya da koltuğun sürekli ileri geri çekilmesinden ötürü yorulur. Yorgunluk dediysem mekanik değil tabii, elektriksel bir kopukluk ya da direnç uyumsuzluğu diyelim buna.
Sanayiye gitmeden önce insan kendi kendine düşünüyor tabii, acaba kabloya ayak mı takıldı yoksa soket mi yerinden oynadı... Çoğu zaman büyük masraflardan korkarız ama işin aslı kolları sıvayıp koltuğun altına bakınca anlaşılır ki binde bir ihtimal büyük bir beyin arızasıdır, genelde o kablo soketi gevşemiştir sadece. Temassızlık dediğin şey arabanın ruhunda var zaten, engebeli yollardan geçe geçe ne kablolar yerinden oynuyor bir bilseniz.
Peki o lamba yanmaya devam ederse ne olacak, muayeneden geçmez mi bu araba? Kesinlikle kalır, çünkü TÜVTÜRK dediğin yer emniyet kemeri ve hava yastığı ikaz ışıklarına adeta bir kartal gibi bakar. Zaten mesele sadece muayene de değil, o lamba yanarken sistemin herhangi bir kaza anında seni koruyamayacağını bilmek asıl can sıkıcı olan kısımdır.
Çözüm için öyle uzay üssü ekipmanlarına falan gerek yok aslında, iyi bir elektrikçi ya da OBD cihazı olan herhangi biri hatayı saniyesinde görür. Akünün kutbunu söküp beklemek belki eski Doğan'larda işe yarardı ama bugünkü akıllı makineler o uyarıyı hafızasından kolay kolay silmez, mutlaka dijital müdahale şarttır.
Soketleri özel kontak spreyiyle temizleyip iyice sabitledikten sonra o uyarı ışığının bir daha yanmadığını görmek var ya, işte o an dünyalar insanın olur. Bazen küçük bir temas hatası insanı günlerce düşündürür ama işin aslını öğrenince içindeki o rahatlama hissi her şeye değer...