Kerem Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Direksiyon başına geçip marşa bastığınız o an, arabanızdan çıt bile çıkmıyorsa ilk şüpheli her zaman akü değildir. Bazen bütün suç, motor kaputunun altında sessiz sedasız nöbet tutan o küçük plastik kutunun içindeki minik bir tel parçasına aittir. Ana sigorta dediğimiz o devasa koruyucu attığı an, aracınızın damarlarındaki bütün elektrik bir anda kesiliverir. Yani sorunun kısa ve net cevabı: Hayır, ana sigorta atarsa o araba yerinden bile kıpırdamaz. Hani bazen her şey üst üste gelir ya, tam öyle bir his...
Elektrik akımı kontrolden çıktığında aracın beynini ve diğer pahalı parçalarını korumak için kendini feda eden kahramandır sigortalar. Tıpkı evlerimizdeki şarteller gibi, yüksek akım gördüğü anda "hop" der ve sistemi kapatır. Arabanın marş basmaması, paneldeki ışıkların bile yanmaması aslında bu yüzdendir. Sistem kendini tamamen kilitler. Bir nevi hayatta kalma modu da diyebiliriz buna. Tabii o sırada işe yetişmeye çalışıyorsanız bu durum pek de cana yakın gelmeyebilir.
Akünün hemen yanında veya motor bölmesindeki o kara kutunun içinde duran ana sigortayı değiştirmek aslında düşündüğünüzden çok daha zahmetsiz bir iştir. Eliniz biraz yatkınsa, bagajdaki yedek sigortalardan birini alıp eskisinin yerine takarak bu derdi saniyeler içinde çözebilirsiniz. Bazen sadece küçük bir cımbız dokunuşu yeter... Ama durun, acele etmeyin. Yeni sigortayı takar takmaz o da çıt diye yanıyorsa, orada durup biraz düşünmek gerek. Demek ki içerilerde bir yerde elektrik kaçağı var ve araba size "bana dokunma" demeye çalışıyor.
Sigortanın neden attığını bulmadan sürekli yenisini takmak, altı delik bir kovayı suyla doldurmaya çalışmaya benzer. Genellikle sonradan takılan kalitesiz ses sistemleri, açık kalmış bir kablo ya da ömrünü tamamlamış bir röle bu işin baş sorumlusudur. Yolda kalmanın verdiği o can sıkıntısıyla hemen en yakındaki ustayı aramak en mantıklısı olabilir böyle anlarda. Sonuçta kimse durduk yere aracın elektrik tesisatını yakmak istemez, değil mi? Güvenli sürüşler, bazen en küçük parçaya bile dikkat etmekten geçer.
Elektrik akımı kontrolden çıktığında aracın beynini ve diğer pahalı parçalarını korumak için kendini feda eden kahramandır sigortalar. Tıpkı evlerimizdeki şarteller gibi, yüksek akım gördüğü anda "hop" der ve sistemi kapatır. Arabanın marş basmaması, paneldeki ışıkların bile yanmaması aslında bu yüzdendir. Sistem kendini tamamen kilitler. Bir nevi hayatta kalma modu da diyebiliriz buna. Tabii o sırada işe yetişmeye çalışıyorsanız bu durum pek de cana yakın gelmeyebilir.
Akünün hemen yanında veya motor bölmesindeki o kara kutunun içinde duran ana sigortayı değiştirmek aslında düşündüğünüzden çok daha zahmetsiz bir iştir. Eliniz biraz yatkınsa, bagajdaki yedek sigortalardan birini alıp eskisinin yerine takarak bu derdi saniyeler içinde çözebilirsiniz. Bazen sadece küçük bir cımbız dokunuşu yeter... Ama durun, acele etmeyin. Yeni sigortayı takar takmaz o da çıt diye yanıyorsa, orada durup biraz düşünmek gerek. Demek ki içerilerde bir yerde elektrik kaçağı var ve araba size "bana dokunma" demeye çalışıyor.
Sigortanın neden attığını bulmadan sürekli yenisini takmak, altı delik bir kovayı suyla doldurmaya çalışmaya benzer. Genellikle sonradan takılan kalitesiz ses sistemleri, açık kalmış bir kablo ya da ömrünü tamamlamış bir röle bu işin baş sorumlusudur. Yolda kalmanın verdiği o can sıkıntısıyla hemen en yakındaki ustayı aramak en mantıklısı olabilir böyle anlarda. Sonuçta kimse durduk yere aracın elektrik tesisatını yakmak istemez, değil mi? Güvenli sürüşler, bazen en küçük parçaya bile dikkat etmekten geçer.