Hamza Usta
Kayıtlı Kullanıcı
Kontağı çevirdiğin an sönmesi gereken o kırmızı lamba, tam da direksiyonu sola kıvırdığın saniyede inadına yeniden yanıyor... Yılların direksiyon sallayanı ol, trafikte binbir türlü atraksiyon atlattım de; o anki o iç gıcıklayıcı hissi hiçbir şey bastıramaz.
Kim bilir kaç bin kilometredir altındaki o demir yığınına güveniyorsun da, hayatını emanet ettiğin o gizli yastığın bir kablo oyunuyla devre dışı kalabileceğini hiç hesaba katmadın değil mi?
Zemberek gibi kurulmuş o narin mekanizma, her dönüşünde içten içe aşınıyor ve sen farkına bile varmadan ölümcül bir sessizlikle kopmaya yaklaşıyor.
Direksiyon milinin tam kalbinde yer alan o spiral kablo yani nam-ı diğer zemberek, fazladan bir tur attığında içerideki iletken yollar birbirine küsüyor... Ne korna çalışıyor ne de o an cankurtaranın olacak o devasa yastık yerinde duruyor.
Servisteki ustanın yüzündeki o ezbere gülümseme seni aldatmasın; ortada basit bir sigorta temasslığı falan yok, bizzat direksiyon simidinin altındaki o mekanik ihanet var.
Çevir o direksiyonu biraz daha sert, hadi zorla sonuna kadar; bak bakalım lamba sana ne söyler gibi göz kırpıyor... Aslında araba seninle konuşuyor, dili döndüğünce "beni dinle, içeride bir şeyler kırılıyor" diye haykırıyor ama sen hala müziğin sesini kısmakla meşgulsün.
Emniyet kemerine o kadar güvenirken, saniyede milisaniyelerle yarışacak o hava yastığının sinyalini taşıyan kablonun kopmuş olabileceği gerçeğiyle yüzleşmek, insanı istemsizce bir anlığına yavaşlatır... Zaten bu hayat da o yavaşladığın anların kıymetini bildiğin kadar uzun sürmüyor mu?
Kim bilir kaç bin kilometredir altındaki o demir yığınına güveniyorsun da, hayatını emanet ettiğin o gizli yastığın bir kablo oyunuyla devre dışı kalabileceğini hiç hesaba katmadın değil mi?
Zemberek gibi kurulmuş o narin mekanizma, her dönüşünde içten içe aşınıyor ve sen farkına bile varmadan ölümcül bir sessizlikle kopmaya yaklaşıyor.
Direksiyon milinin tam kalbinde yer alan o spiral kablo yani nam-ı diğer zemberek, fazladan bir tur attığında içerideki iletken yollar birbirine küsüyor... Ne korna çalışıyor ne de o an cankurtaranın olacak o devasa yastık yerinde duruyor.
Servisteki ustanın yüzündeki o ezbere gülümseme seni aldatmasın; ortada basit bir sigorta temasslığı falan yok, bizzat direksiyon simidinin altındaki o mekanik ihanet var.
Çevir o direksiyonu biraz daha sert, hadi zorla sonuna kadar; bak bakalım lamba sana ne söyler gibi göz kırpıyor... Aslında araba seninle konuşuyor, dili döndüğünce "beni dinle, içeride bir şeyler kırılıyor" diye haykırıyor ama sen hala müziğin sesini kısmakla meşgulsün.
Emniyet kemerine o kadar güvenirken, saniyede milisaniyelerle yarışacak o hava yastığının sinyalini taşıyan kablonun kopmuş olabileceği gerçeğiyle yüzleşmek, insanı istemsizce bir anlığına yavaşlatır... Zaten bu hayat da o yavaşladığın anların kıymetini bildiğin kadar uzun sürmüyor mu?