Ayhan Usta
Kayıtlı Kullanıcı
ABS lambası panelde inatla yanmaya başladığında o an yaşanan iç sıkıntısını asfaltı ilk defa ıslak gören herkes çok iyi bilir; çünkü fren pedalının altındaki o yabancı titreşim insana aniden bütün kontrolü kaybetmiş hissiyatı verir ve hemen garajın yolunu tutturan o telaşlı refleksler devreye girer.
Tekerlek sensörleri çamurdan, balatadan ve yoldan kopan o minik demir tozlarından öyle bir boğulur ki, zavallı okuyucu kafa kafaya verip tekerin dönüş hızını beyne iletemez hale gelir; kabloların kopuk ya da ezik olup olmadığına bakmadan ustaya koşmak ise sadece cüzdanı hafifleten pahalı bir macera kapısı açar.
Fren hidroliği seviyesi eksildiğinde ya da zamanla özelliğini tamamen yitirip bala kıvamına geldiğinde sistem kendini korumaya almak için o uyarı ışığını yakmaktan başka çare bulamaz; kaputu açıp hazneye şöyle bir göz atma zahmetine bile katlanmadan büyük arıza senaryoları kurmak ne kadar da mantıksız, değil mi?
Sigorta kutusundaki o minik akım koruyucular bazen sadece yüksek voltaj yüzünden sessizce kendisini feda eder ve abs beyni elektriksiz kaldığı için körü körüne hata kodu üretir; halbuki üç beş liralık bir sigortayı söküp değiştirmek sorunu kökten çözebilir ama biz hep en kötü ihtimali düşünmeye pek meraklıyız.
Dişli yapısıyla sensöre bilgi taşıyan abs ringleri paslanıp kırıldığında veya aralarına sıkışan taşlar yüzünden okuma yapamadığında bütün sistem kilitlenir; altı üstü bir balata değişimi sırasında ustanın tornavidayla ezdiği o hassas dişlilere dikkat edilmemesi, sonradan binlerce liralık masraf olarak insanın cebini yakar da kimse fark etmez.
Tekerlek sensörleri çamurdan, balatadan ve yoldan kopan o minik demir tozlarından öyle bir boğulur ki, zavallı okuyucu kafa kafaya verip tekerin dönüş hızını beyne iletemez hale gelir; kabloların kopuk ya da ezik olup olmadığına bakmadan ustaya koşmak ise sadece cüzdanı hafifleten pahalı bir macera kapısı açar.
Fren hidroliği seviyesi eksildiğinde ya da zamanla özelliğini tamamen yitirip bala kıvamına geldiğinde sistem kendini korumaya almak için o uyarı ışığını yakmaktan başka çare bulamaz; kaputu açıp hazneye şöyle bir göz atma zahmetine bile katlanmadan büyük arıza senaryoları kurmak ne kadar da mantıksız, değil mi?
Sigorta kutusundaki o minik akım koruyucular bazen sadece yüksek voltaj yüzünden sessizce kendisini feda eder ve abs beyni elektriksiz kaldığı için körü körüne hata kodu üretir; halbuki üç beş liralık bir sigortayı söküp değiştirmek sorunu kökten çözebilir ama biz hep en kötü ihtimali düşünmeye pek meraklıyız.
Dişli yapısıyla sensöre bilgi taşıyan abs ringleri paslanıp kırıldığında veya aralarına sıkışan taşlar yüzünden okuma yapamadığında bütün sistem kilitlenir; altı üstü bir balata değişimi sırasında ustanın tornavidayla ezdiği o hassas dişlilere dikkat edilmemesi, sonradan binlerce liralık masraf olarak insanın cebini yakar da kimse fark etmez.